5,5 YAŞ İÇİN NEDEN ANAOKULU?
Çocuğun kişiliğine olumlu tutum ve davranış kazandıran Okul Öncesi Eğitim, çocuklarımızın gelecek yıllardaki başarısında çok önemli rol oynayacaktır. 3-6 yaş çocuklarının eğitimini gerçekleştiren anaokulunu, annenin yokluğunu giderecek bir kurum olarak değil de, annenin tek başına çocuğun üzerindeki ilk yıllardaki rolüne katkıda bulunan ve bu rolü yaygınlaştıran bir kurum olarak değerlendirmek gerekir.
Anaokulu, ailenin dışına atılan ilk adım olarak düşünülmelidir. İlk 3 yıl içinde çocuk, model olarak aldığı anne ve babasından alabileceğini alır ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde belirli bir psiko-sosyal olgunluğa varır. Ancak bu gelişim sınırlıdır.
Frobel’in deyişiyle: “Anaokulunun amacı, öğrenmeye ilgi uyandırmaktır.” Anaokulu çocuğa bilgi aktarmaktan çok, çocuğun içinde var olan yeteneklerin serpilip gelişmesinde yardımcı olur. Çocuk, anaokulunda en iyi ortamı bulur, işbirliğini geliştirir, yaşıtlarıyla iletişim içinde olur. Anaokulu çocuğa, kendi hakkını korurken, paylaşmayı ve başkalarının özgürlüğünü zedelememeyi öğretir.
Anaokulunda renk, sayı ve kavramlar çocuğun düşüncesine uygun bir biçimde somuta indirgenerek verilir. Parmak boya ve resim faaliyeti, su oyunu, ritmik jimnastik, bloklarla oynama önde gelen oyun dizileri arasında sayılabilir.
Anaokulunun temel öğretim programı içinde; insan ve hayvanları tanıtma, ülkemize ve dünya ülkelerini tanıma, önemli olay ve günlerle, trafik, görgü gibi çeşitli kuralları öğrenme sayılabilir.
Anaokulu aynı zamanda yaşamın gerektirdiği kuralları en etkili biçimde öğretebilen bir kurumdur. Çocuk yaşıtları ile birlikte yaşamayı, yemek yemeyi, oynamayı öğrenir. Böylece başkalarının hakkına saygı duymayı öğrenerek, yardımlaşma ve işbirliği duygusunu geliştirir.
Bedensel, sosyal, zihinsel, duygusal gelişimlerini sağlamada okul öncesi eğitim kurumlarının önemli katkısı özellikle çocuk ilköğretime başladığında kendisini göstermektedir. Araştırmalar, okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören çocukların bu eğitimi görmeyenlere kıyasla ilkokulda daha uyumlu ve girişken, sosyal etkinliklerde daha başarılı olduklarını ortaya koymaktadır.
5,5 YAŞ ALIŞMA SÜRECİ…
Her çocuğa seçme şansı verilse, doğal olarak annesi ile kalmak ister. Ancak çocuk kendisi için doğru olanı değerlendirme durumunda değildir. Bu nedenle çocuğun istemediği takdirde okuldan alınacağını bilmesi veya bunu sezmesi, okula uyumunu ve düzenli devam etmesinin sağlamasını zorlaştırır. Önemli bir sorun ya da hastalık durumu olmadığı sürece okuldan ayrılmasının söz konusu olmadığı çocuğa anlatılmalıdır.
Anne-babasından hiç ayrı kalmamış çocukların, anaokuluna başlamadan önce kısa süreli ayrılıklara hazırlanması faydalı olur. Hiç ayrılık yaşamamış çocuğun, aniden farklı bir ortamda kalması endişe ve kaygıyı fazla hissetmesine neden olabilir. Bu nedenle kısa süreli ayrılıklara alışabilmesi için hafta sonu bir yakınına bırakılması, gün içinde belli saatlerde evde ya da bir ortamda anneden ayrı biriyle kalması tavsiye edilebilir. Okula başlandığı ilk günlerde ailelerin vedalaşma süresini kısa tutması ve duygusal davranışlardan kaçınılması önerilir.
4 yaş üstü çocukların uykuyu bırakması veya uyumak istememesi doğaldır. Uykuyu çok seven ve bırakamayan çocukların bu alışma sürecinde yavaş yavaş uykuyu bırakması sağlanmalıdır. Bu yaş dönemi çocukların tam gün eğitim alması gelişim süreci için daha uygundur.
Her çocuğun damak tadının farklı olduğu ve çocuğun okulda yemek ile ilgili sorunlar yaşayabileceği, ama bunun zamanla düzene gireceği unutulmamalıdır. Özellikle yemek seçen, yemek yeme problemi olan çocuklarda; grup içinde yemek yerken, zamanla hiç sevmediği ve zorlandığı yemekleri arkadaşlarının yediğini görmesi ve belli kurallara uymayı öğrendiği için her yemeği severek yediği gözlenmektedir.

